ANASAYFA
OKUL MÜDÜRÜMÜZ
ÖĞRETMENLERİMİZ VE ÇALIŞANLARIMIZ
İLK ÖĞRENCİLER
MEZUNLARIMIZ
OKULUMUZUN TARİHÇESİ
ÖĞRETMEN OKULLARI
ULUSAL SAVAŞTA SAVAŞTEPE
FOTOĞRAF GALERİSİ
İLETİŞİM

Öğretmen Marşı
Mozart'ın Türk Marşı
Sen Varsın Öğretmenim
Söz ve Müzik: Yücel Elmas
Düzenleme: Yusuf Bişgen

       OKULUMUZ VE 75. YILDÖNÜMÜ
     Okulumuz, Manisa Horozköy Eğitmen Kursu’nun taşınması  sonucu   “ SAVAŞTEPE KÖY  ENSTİTÜSÜ  “ adıyla kurucu müdür Sıtkı AKKAY tarafından açıldı. ( 16 Nisan 1940 )
      Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda bir Kuvayı Milliye  yöresi olan ve okul sınırlarında Şehitler Anıtı bulunan Savaştepe adını bölgeye, ülkeye ve dünyaya  Köy Enstitüsü ve Öğretmen Okulu  olarak duyurdu. Türkiye’nin değişik yörelerinde görev alanlar olduğu gibi Yüksek Öğretmen  Okulunda  ve Üniversitelerde kariyer yapan mezunlarımız da bulunmaktadır. 
      75 yıllık köklü geçmişi ve geleneği olan okulumuzdan 80 eğitmen çıkmış, Enstitü’den 1171, İlköğretmen Okulu’ndan 4957, Eğitim Enstitüsü’nden  945 olmak üzere toplam  7043 öğretmen mezun olmuştur. Lise çıkışlı öğrenciler  bu sayının üstündedir.
       21 Haziran 2014 tarihinde , Savaştepe Anadolu Öğretmen Lisesi’nin kapatılması üzerine derneğimizce Danıştay’a dava açılmış olup süreç takip edilmektedir.  Okulumuzun Fen Lisesi’ne dönüştürülmesi önerimiz  03 Haziran 2015 tarihinde Bakanlığa iletilmiştir. 
          Köy Enstitüleri,köye yönelik öğretmen yetiştirmek amacıyla 17 Nisan 1940’ta 3803 Sayılı Yasayla açılmış okullardı. Savaştepe Köy Enstitüsü yurdumuzda açılan 21 Enstitü’nün önde gelenlerindendir.

    Köy Enstitüleri;
      *   Cumhuriyetin özgür yurttaşlar yetiştirme projesiydi.
      *    Köylünün aydınlanması ve köyün kalkınması için kurulmuştu.
      *    İş içinde eğitim anlayışıyla doğaya,  insana duyarlı;  ezberci anlayıştan uzak  uygulamalı  bir eğitim tanımıdır. 
      * Türk insanının , eğitimcilerinin   yaratıcılığının ürünüdür. 
      *  Öğretmen niteliği henüz aşılamamıştır.
      *  Köy Enstitüleri UNESCO tarafından örnek gösterilmiştir.

      *  Hasan Ali YÜCEL, İsmail Hakkı TONGUÇ ve Sıtkı AKKAY’ı saygıyla anıyoruz. 
                                                                 
                                                                                                                          13 Haziran 2015
                                                                                                                            Muhsin KAYA
                                                                                                                     SOOMDER BAŞKANI

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

CUMHURİYET YURTTAŞI YETİŞTİRMEDE KÖY ENSTİTÜLERİ

Bağımsızlık Savaşını kazanan Atatürk; “Asıl düşman cehalet ve bilgisizliktir. Bu savaşı kazandığımız zaman kurtulmuş sayılırız.”  O’na göre: “ Bu yurdun gerçek sahibi ve toplumumuzun büyük çoğunluğu köylüdür. İşte bu köylüdür ki, bugüne değin bilgi ışığından yoksun bırakılmıştır. Bizim izleyeceğimiz eğitim siyasasının temeli önce bilgisizliği gidermektir.”  “Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem bilgiyi insan için bir süs, bir baskı aracı ya da bir uygarlık zevkinden çok, gerçek yaşamda başarıya ulaşmayı sağlayan, uygulanabilen, kullanılabilen bir aygıt haline getirmektir.”

                Dinsel ve geleneksel kültür kalıplarında sıkıştırılmış, kapalı toplum olarak koşullandırılmış Türk insanı, yaşamın tek amacının öteki dünya için olduğunu kabullenerek daha iyi bir yaşam özlemi duymamıştır. Osmanlıdan Cumhuriyete kalan okuryazarlık oranı %7’dir. Bunun yalnızca %2’si hem okuyabiliyor hem yazabiliyorken %5’i ise sadece okuyabiliyordu. Üstelik bir de dil sorunu (Arapça) vardı. Türk halkının % 80’i köylüydü. Erkeklerin % 76’sı, kadınların % 91,8’i okuma-yazma bilmiyordu. Kırk bin köyün otuz beş bininde okul yoktu. Köylerde güvenlik yoktu. Halk sağlıksız, çocuk ölümleri yüksekti. Köyde ebe ve doktor yoktu. Öğretmen de köye gitmemektedir.

                Türkiye’nin kalkınması konusunda yöntem arayan İzmir İktisat Kongresinde Türkiye’nin okuryazarlık ve köye yönelik öğretmen yetiştirme stratejisi de belirlenmiştir. Bu konu, CHP’nin 1935 Programına da girmiştir: “Eğitimin temel taşı bilgisizliği gidermektir. Köy çocuklarımıza pratik hayat için gerekli bilgiyi verebilecek köy okulları açılacaktır.”

                Mustafa Necati döneminde 1927 – 1928 Öğretim Döneminde Kayseri Zincidere ve Denizli’de Köy Muallim Mektebi denemesi yapılmıştır.

                1935’te Atatürk, kurmayı Saffet Arıkan’ı Milli Eğitim Bakanı yaparak, onu köyde eğitimle yükümlü kıldı. Arıkan, İsmail Hakkı Tonguç’u İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirdi. Dört ayrı yerde eğitmen kursu açıldı. Denemeler olumlu sonuçlandı.

                Hasan Ali Yücel Mili Eğitim Bakanı oldu. İsmail Hakkı Tonguç, eğitmen kursu ve denemesiyle ilgili alan taramalarını bir raporla bakanlığa sundu. Tonguç, yetkin bir örgütçü ve etkin bir uygulayıcı olarak Köy Enstitüsü kurmakla yetkilendirildi.

                17 Nisan 1940’ta 3803 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası çıktı. Yurt genelinde görece eşit bir dağılım oldu. Köylerden kız, erkek öğrenciler alındı. Öğrenim süresi beş yıldı. Programa göre derslerin yarısı kültür, dörtte biri tarım, dörtte biri de teknik çalışmalardı. Derslerin işlenişi uygulamalıydı. Neden sonuç ilişkisine özen gösteriliyordu. Bilimsel bilgi yanında, beceri ve değer duygusuyla düşünen ve üretken insan yetiştirmeyi amaçlıyordu. Köy Enstitülerinden 1308 bayan ve 15 943 erkek toplam 17 251 öğretmen çıkmıştır.

                Köy Enstitüleri projesi köy çocuklarının eğitilmesi, köylünün aydınlanması ve köyün kalkınmasını amaçlamıştır. Köy Enstitüleri iş içinde, iş aracılığıyla bilgi ve eğitim veriyordu. Bu anlayış, doğaya, insana duyarlı, yaşamla bütünleşen, ezbercilikten uzak, yaşam içinden kaynaklanan bir eğitim tanımıdır. Köy Enstitülerinde verilen eğitim, sonunda yaşamı değiştiren, dönüştüren, bunu yaparken  kendisi de değişen bir eğitimdir. Bu kurumlar insanca değerlerle bezeli yurttaşlar yetiştirmeyi öngörmüştür. Köy Enstitüleri uygulaması, Anadolu insanının bağnazlıktan kurtarıldığında nasıl yaratıcı ve üretici yurttaşlar olabileceğinin kanıtıdır.           

                                                                                                                    MUHSİN  KAYA

                                                                                                               SOOMDER BAŞKANI

Kaynakça:

                *YKKED Kuruluş Bildirgesi

                *Köy Enstitüsü Sistemine Toplu Bir Bakış,

                Dr. Niyazi Altunya

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

16 MART 2016, BALIKESİR  BASIN AÇIKLAMASI
ÖĞRETMEN OKULLARININ 168. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ
( 16 MART 1848 )
16 Mart 1848 İlköğretmen Okulu ( Darülmuallimin ) nun açıldığı ve öğretmenliğin meslek olarak tanındığı tarih olarak kutlanmaktadır.
Osmanlı'da eğitim dinsel bir eksende yapılıyordu. Bilim ve teknoloji gelişmemişti. Tanzimat ile başlatılan çağdaşlaşma eğitime de yansıdı. Ancak ikili - üçlü bir yapı ortaya çıktı. Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine aktarılan okur yazarlık oranı % 7 idi. Bunu % 5 ' i sadece okuyabiliyor, % 2' si hem okur hem yazardı. Bu oranla eğitim verilemezdi, bilimden ise söz bile edilemezdi.
Cumhuriyet'in kuruluşunda ulusal bağımsızlık için canını ve kanını veren nüfusun % 85 ' i köyde derin bir yoksulluk ve cehalet içinde ilkel bir yaşam sürmektedir. Köye öğretmen de gitmemektedir.Cumhuriyet'in kurucuları bu kitleye dayanmak zorunluluğunu görünce köylünün eğitimi daha bir önem ve öncelik kazandı. Türkiye'mizde 1940'ta köye yönelik nitelikli öğretmen yetiştirme amacıyla Köy Enstitüleri açıldı.
Savaştepe Öğretmen Okulumuz da, 16 Nisan 1940' ta açılmıştır. Eğitmen Kursu olarak taşınmış; Köy Enstitüsü, İlköğretmen Okulundan sonra Eğitim Enstitüsü, Öğretmen Lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi olarak 75 yıllık geçmişi ile öğretmen yetiştiren kurumlar arasında seçkin yerini almıştır. Bu eğitim yuvasından toplam 7043 öğretmen ile bir o kadar da öğrenci yetişmiştir. 21 Haziran 2014 ' te tüm öğretmen okulları kapatılmıştır. Okulumuz da kapatıldığı gibi adı da değiştirilmiştir.
Atatürk ; aydınlanma felsefesine dayanan bir eğitim öngörmüştür. Bu eğitim; ulusal, bilimsel, lâik, karma ve uygulamalı olma ilkelerine dayanmalıydı. Çağdaş bir toplum yaratmak için başat koşul " Lâik Eğitim " dir. Lâik eğitim birey odaklıdır. Temeli nesnelliktir. Programı bilimsellik üzerine kurulur. Belirleyici göstergesi karma olmasıdır. Lâik eğitim, toplumcu ve demokratiktir. 
Günümüzde eğitimimiz laik eksenden dinsel eksene kaydırılmak istenmektedir. SOOMDER olarak Atatürk'ün eğitim anlayışına, Öğretim Birliği Yasasına, 168 yıllık eğitim birikimimize sahip çıkıyoruz. Gelinen noktada, Türk insanı din toplumu ya da bilgi toplumu olmakla yüz yüze getirilmiştir. Bizim tercihimiz hiç kuşkusuz bilgi toplumundan yanadır. Çağdaşlığa ulaşmanın başka yolu yoktur.
AYDINLANMA IŞIĞINI SÖNDÜRTMEYECEĞİZ.
16 Mart 2016
Muhsin KAYA
SOOMDER BAŞKANI